İçindekiler kısmında sıralı dönem ve ülke başlıklarından çok daha fazlası “Avcılıktan Gurmeliğe Yemeğin Kültürel Tarihi”. Yemeğin farklı coğrafyaları dolaşma şeklini derli toplu bir metotla aktarıyor.
Nasreddin Hoca’nın kürkü ya da Dante’nin ucu sivri parlak ayakkabıları sofradaki güce ve iyi yemeğe giden birer statü bileti miydi?
Rakının Sicilya’ya uzanan hikâyesi nedir? Arak mı rakıdan, rakı mı araktan türemiştir? Aslan sütünün üç tonu olan arak, rakı ve uzo hakkında birkaç bilgi.
Çekirdek yemeye başlayınca neden kendimizi durduramıyoruz? Büyüklerimiz bu bağımlılığa hangi Anadolu çekirdekleriyle düştü?
İzmir’de yemek deyince, akan kokan Nutella meraklılarının Instagram’da meşhur ettiği “bomba” tatlısı yerine; şambaliyi, et helvasını, kurkubinyayı, sübyeyi, salepli lokmayı, kar helvasını, şerbetçileri düşünmek isteyenlerin okuması gereken kitap.
Casanova’nın afrodizyak dopingi istiridye, Osmanlı sofralarını nasıl terk etti, ilk defa deneyecek olanlar için istiridye nasıl yenir?
Belki de İzmir gevreğinin eski İstanbul simidi olduğunu öğrenip simit ve gevrek düellosuna son vermenin vakti gelmiştir.
Şimdi her ciltli sayfa öbeğine atfedilen “başucu kitabı” sıfatını kullanırken, cimri davranmaktan gocunmuyorum. Yoksa bunun gibi eserlere haksızlık yapmış olurum. Prof. Dr. Zeki Tez’in “Lezzetin
Münih deyince, insanların aklına bira ve sosisli gelir. Benim aklıma önce schmalznudel, sonra bira ve sosisli geliyor. Yabancı kaynaklar schmalznudel’ı “düz bir donut çeşidi” olarak
Yemek sosyolojisi, gastronomi alanında çalışırken, doktorada yolumu sosyolojiye çeviren, bu bakımdan açılışı yapmak istediğim özel bir kitap. Prof. Dr. Hayati Beşirli kitapta önce mutfağa temel
